Uykusuz Ama Mutlu =)
Bazen uykusuz kalmak hiç de kötü olmayabilir. =) Seviyorum işte arkadaşla sabahlanmış gecelerin ertesi gününü. Genelde erken kalkan ve hatta kalkmak zorunda olan ben oluyorum ama ne önemi var.
Yurttan ayrılalı nerdeyse 8 ay oldu. Arada bir, bilemedin iki gün gidip kaldım yurtta. Onlar bile çok uzun zaman önceydi. İşte uzun bir aradan sonra dün Kuzu’yla beraberdik. Onlarda kaldım. Anladım ki değişen bişe yok. Dizi izle, muhabbet et. Bu esnada bolca çay iç, meyve ye, cerez ye. =) Sonra geç olur, “Hadi yatiim ben artık, yarın erken kalkıcam.” diye yatağa doğru yol alırım, sonra birden bir muhabbet açılır başlarız ayakta konuşmaya. Derken yatağa oturulur muhabbete orda devam edilir, derken uzanılır yastıklara sarılınır muhabbete hala devam edilir. Bir bakılır ki saat 4 buçuk olmuş! Bu tabiki benim ranzanın altında, kuzunun da üstte yattığı, ışıkları kapatıp iyi geceler dedikten sonra saatlerce devam eden muhabbetimizi hatırlattı bana. Hiç değişmesin bu, hep böyle kalsın dedim içimden.
Tabiki değişen tek bir şey vardı ki o da bütün gecenin ana temasıydı. Biz artık mezunduk, ertesi gün ders yoktu. Benim için iş vardı ve malesef o zamanlarda yaptığım gibi “Aman ya, salla! Derse gitmeyiveririm!” diyemeyecektim. Sabah mecburen kalktım ve işe geldim. İşte bu tatsız bir detaydı, mezun olmanın da en tatsız ayrıntılarından biriydi.
Ama yine de, evet şimdi uykusuzum ama mutluyum. =) Seviyorum ben böyle sabahlamaları. Evet belki yoğun tempoda insanın bünyesi kaldırmaz sürekli olarak ama, arada sırada lazım bence. =)
Hafta sonu için de hoş planlarım mevcut. Yine uzun süredir göremediğim başka bir dost ile hasret giderme söz konusu. Tabi işten son dakika golü yemezsem!
Daha var, sırada pını var, çatlak ördekim var. Kış geliyor, herkes geri döndü Sehr-i Stanbul’a. Belki herşey biraz daha güzel olabilir bundan sonra.
Bir de işle ilgili minik umut kıvılcımları var. Onu da belli olunca anlatıcam. =)