Archive for Ekim, 2007
Sarsıntı
Evet… Sarsıntı sadece fiziksel değildir. İnsan ruhsal olarak da sarsılabilir, inançları, değerleri… Bazen olaylar öyle bir hal alır ki, hiç ummadığın bir girdabın içinde dibe doğru çekiliyor hissedersin. Dışarı doğru çıkmak için çırpınırsın, kulaç atarsın, birilerinin sana bir ip uzattığını zannedersin ama hepsi seni daha derine itmekten fazlası değildir bilirsin. Hayır aslında bilmezsin de sonradan anlarsın öyle olduğunu. Tek çare kendini bırakmaktır. En dibe, daha derinin olmadığı yere çekilene kadar. Orda yaşamak gerekir tek başına, yaşamadığın yer değildir zaten, senin mutluluğunu bozan hep seni yukarı çıkarma çabalaırn olmuştur. Her seferinde başka bir şeye inanmışsındır ama artık yetmiştir… Bilirsin ki sen dibe en yakın yerlerde hayatta kalabilensindir, yalnızlıktır yaşamak zorunda olduğun tek beraberlik, başını kuma yaslar uykuya dalar gidersin…
Vazgeçmek
Öyle anlarım var ki, içimde kelimelerim ip gibi dizilmiş, cümpeper, paragraflar olmuş da uç uca eklenmiş, sonra bir yumak olmuş da karman çorman olmuş gibi hissederim. Midemde yumru gibidirler, kussan olmaz, yazsan olmaz, unutsan yatsan uyusan o hiç olmaz, öyle oturur olduğu yere hatta saplanır. Anlatamam içimdekileri, çözemem o cümleleri, yazamam…
Ben yazamadıkça büyür o kelimler yumağı içimde, hep başlayıp da bitiremediğim yazılar olur böyle zamanlarda, cümle ortasından kesilmiş ve bitmemiş…
Biliyorum bu yazıyı da tamamlayamayacağım, ama bakınca hatırlayacağım içimde biriken kelime yumağını, belki kimse anlamayacak ama ben bileceğim…
Dikkat Dikkat!
Gördüğünüz gibi sonunda sitemi aptal görünümünden kurtarmak için ilk girişimde bulundumç Daha önce bu temayı Cihan’la bulmuştuk ve ben bayılmıştım ama o sıa bir sorun vardı kuramadık. Site de bir an öne açılsın istiyordum o yüzden geçici temayla açmıştım. Neyse ben bu temadan umudu kesmişken, çünkü geçen sefer adını not almayı unutmuşuz, bugün birden karşımıza çıktı nasıl sevindim anlatamam. Daha düzenleyecek vakit olmadı o yüzden çalışmayan linkleri, manasız yazıları bir sürelüğüne hoş görün olmaz mı?
Ben bugün, cici bi öğrenci olup bütün derslerime girdim, fena değildi ama nedense şu an içimde bir mutsuzluk var…
Pek yazasım yok o yüzden….
Uykum var ama gözümü kapatmak istemiyorum, neyse iyi sabahlar İstanbul!
Ama Ama :(
Her sey mukemmel olmasa da sabah oyleymis gibi erkenden uyandim, banyomu yaptim, giyindim hazirlandim, kitaplarimi almak icin okuldaki kirtasiye bozuntusuna gittim, oncelikle almaya karar verdigim kitabin bittigini ve ancak kasimda gelecegini ogrendim! Sonra diger kitaplarin fotokopide bulunmadigini ogrenip iyice sinir oldum, derse falan girmeden odaya dondum! Cok kizginim ya!!!
Bir de 20′lik disim yine agrimaya basladi saniirm bu hafta sonu mecburen onu cektirmem gerekecek! Aman ya iyice sinir durum! Haftaya quizler de basliyormus! Offf ki ne of yani!
Yok yok sevmedim ben bu sene okulu! Bitse de gitsek ya…
YAĞMUR!!!
Bir kaç gündr İstanbul sanki benim yerime ağlıyor! Bitmek bilmeyen yağmur, her dışarı çıktığımda saçımı başımı ıslatan, ayakkabımın içini su ile dolduran, yüzümü zaman zaman okşayıp, rüzgarla birlik olup tokat atan yağmur…
Kafamda aynı filmin sahneleri dönüp dururken, içimden hep anı kelimeyi tekrar ederken, çok üşüyorum sabahtan beri… Ellerim buz gibi, içim titriyor… Kat kat giyinmek fayda etmedi bir türlü, yağmura baktıkça daha da üşüyorum, yorganımın içi buz gibi, ben içindeyken bile ısınmadı bu gün… Sonunda çıkıp altında bir kahve yaptım kendime ama ne fayda, hala üşüyorum, çok üşüyorum! Islak, evsiz yavru kediler gibi hissediyorum… Üstelik o yağmurun altında eşya taşımak zorundayım…
Bugünü hiç sevmedim… bugün hayatta gülümsemeye layık hiç bir şey bulamadım…
O yüzgen ağla İstanbul, benim yerime de ağla…
3 Çocuğu Daha Doğmadan Menemen Olan Acılı Tavuk =)
Başlık her şeyi anlatıyordu belki =) Odada çok sıkılmıştık, ben hala okul ve ders moduma girememiştim… Özlem, Gülşah ve Ben benim suratımı boyayıp resim çekerek eğlenmeye karar verdik. Bir süre sona ipler koptu biz koptuk ama ortaya bir iki güzel resim de çıkmadı değil hani…
Dün yaşananlar manasını kaybetti kısmi olarak. Ben de hafiften sıkıldım bu denemelerden. Ara vermeye karar verdim. Daha sonra pişman olacağım saçma, geçici, anlık kararlar almaktan daha iyidir sanırım.
Neyse neyse madem sitede resim sezonunu açtık bugünkü resimlerden bir iki tane koayım bari =)
Ben tam bu fotoğrafları buraya koyarken odasına doğru yürümekte olan İso bizi aradı ve bir kedi bulduğunu söyledi. Hemen dışarı koştuk Gülşahla. Sapsarı bir kedi, temiz, tırnaklar kesilmiş. Belli ki hocalardan birinin kedisi. Dışarda sevmeye doyamadık, edemedik kediyi tuttuk odamıza getirdik. Adı ne olsun derken kız başına bu saatte dışarda geziyor diye adını Sürtük koyduk. İsmini sevdi, odaya alıştı ama sanırım onu banyoya sokunca biraz tedirgin oldu. =) Gece gece hayatımıza girip bizi eğlendirdiği içi onu çok sevdik biz. =) İşte bir iki tane de sevimli kedimizle fotoğraflarımız.
Sürtük’ü bıraktık gitti. Aslında bırakmak istemedik hiç ama bize yumak yumak tüylerini bıraktı gitti. =( Hüzülüyüz, onu özleyeceğiz ama yine gelir değil mi? Gelirsin di mi kızım? Ben de artık yatmalıyım. Yarın yine yoğun bir gün olacak.
Yine de Keyifli Bir Gün
Evet… İlginç bir günün ardından buradayım işte. Nasılım, neler hissediyorum bir düşüneyim dedim kendi kendime. Ben genelde yazarak daha iyi düşünürüm de…
Dediğim gibi keyifli bir gündü. İtiraf etmeliyim ki biraz gergindim en başta. Sonuçta ilk kez oluoyordu böyle bir şey. Sonra konuştukça rahatladığımı söyleyebilirim ama gerginliğimin kalan kısmı gece boyunca direkt olarak onunla konuşmama ve ona bakmama engel oldu. Sanırım aynı sıkıntıyı o da yaşıyordu. Böyle bir gerginlik durumunun onda olmayışı yüzünden arkadaşıyla daha rahat konuşabiliyor olmam umarım onda yanlış düşünceler uyandırmamıştır. İstinye Park biraz daha gergindi ama Taksime gidince evime gelmiş gibi hissettim sanırım. =)Neyse, gece boyunca birkaç kez göz göze geldik ve itiraf etmeliyim ki o an kalbimden mideme doğru bir şeyler aktığını hissettim. Aslında onun da gözünde parıltıları görmedim değil. Yine de onun hakkında hiç bir fikrim yok, ustalıkla sakladı düşüncelerini. Belki de iyi yaptı, belki ben de belli etmedim. Dedim ya ondan çok arkadaşıyla tatlı bir atışma içersindeydim gece boyunca. Hatta gecenin sonuna doğru o da bu atışmalara dahil oldu diyebilirim. Yanımda da oturuyordu, birbirimize bakmamız daha zordu ama bu atışmalar sayesinde bakabildik birbirimize. Bilmiyorum hissettiğim bir elektrik vardı sanki ama temkinli olmakta yarar var…
Bu arada Uçan Ev’i sevdim, adını sormayı akıl edemeyerek öküzlük yaptığım İstanbul Üniversitesi’nde Tiyatro okuyan, orada çalışan, Murathan Mungan’ın yeğeni olduğunu söyleyen, sevimli şahıstan da burada özür diliyorum. Bir daha dönüp adını sorabilirim yakın zamanda umarım. =) Oyun oynamak ve takılmak için gitmek iseyenlere yerin tarifi: Vakko’nun karşısındaki sokağa girin (Bu benim favori mekanım Kraft’a girmek için hep kullandığım sokak oluyor.) Sonra sağ tarafta Melek isimli barın hemen yanındaki apartmana girin ve 4 kat çıkın. Üst katlara yaklaşınca duvara boyanmış gece manzarası ve yıldızların içindeki uçan ev resmi çok sevimliydi bence. =) Arkadaşlarla takılıp bişiler içmek ve oyun oynamak için güzel bir mekan bence. Salaş yerleri sevmeyenler uğramasın bile. Hadi bu da benden size mekan önerilerinden biri olsun. Bu arada o apartmanın hemen karşısındaki sokakta sağda Kraft isimli Taksim’in en ucuz birasını bulabileceğiniz ve Rock, Alternatif Rock ve Metal müzik sevenlerin keyifli müzikler dinleyebileceği bar bulunmaktadır. Üst katı kalabalık guruplara ve başbaşa kalmak isteyen çiftlere öneririm. =)
Çok kötü çıkmış olsam da gecenin sonunda çekildiğimiz resmi koyuyorum buraya. Kılığımda bir tecavüze uğramış havam var komik =) Tabu biraz çetin geçti ondandır =)
Kutup Ayısı Işık’ta (H-201)
İçimden yazı yazmak geliyor ama ne yazacağımı bilemiyorum. Ayrıca Özlem yanımda sürekli söyleniyor. Bir kere planları suya düştü ya kızın hemen psikopata sardı. Ulan ben ne yapayım o zaman! Ben artık kutup ayısıyla yaşıyorum be. Yani burdan çöldeki bütün bedevilere duyrulur, korkmayın, endişelenmeyin artık. Kutup ayısı burada, benim yanıma taşındı ve gayet seviyeli bir ilişkimiz var (!).
Özlem şimdi de yazdığım yazıya manyak manyak başlıklar bulmakj üzere kollarını sıvadı. Ama başlıklar buraya yazamayacagım kadar +18 durumda o yüzden onlar bizde kalsın. Ama size özet olarak başlıkların içeriğinin Kutup Ayısı ben ve Özlem’in arasında geçtiğini söyleyebilirim. Yok yok bu kız harbi deli. =) (Bu arada şunları yazdığım esnada okuyor olması hayatımı tehlikeye atıyor olabilir!) Offf beee vallahi çok sıkıldım ve Özlem muhabbete son noktayı koydu. Daha fazla yazamayacağım o lafın üzerine. Merak edenler bana ayrıca sorsunlar tabiki o da buraya yazılamayacak derecede +18! =)
Ay ne bilim yazıcak bir şey bulkamayınca bitirecek bir cümle de bulamadım. Bu da böyle olsun hadi bitti dağılın!…
YAŞLANIYORUM!!!!
Sevgili Çatlak Ördek’im bana öyle sinir bozucu bir mail yollamış ki hem gözlerim dolu dolu oldu hem de saydırdım sevgili arkadasıma bana bunları hatırlattığı için. =) Ne günlerdi diye düşündüm, çok güzeldi hepsi ama ya, çocuk olmak çok güzeldi. Sevindim bir yandan da böyle sevimli ortak anıları paylaşmak, bir nesil olmak, artık büyümüş olmak tuhaf… Neyse siz de okuyun bakalım hatırlayacak mısınız o günleri… Read the rest of this entry »