Archive for the ‘Beğendiklerim’ Category

Rüzgarın Getirdikleri

“kendi olarak, sana gelen-
sana gereksinimi olmadan, seni isteyen-
sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen-
kendi olmasını, senin ile olmaya bağlayan- -
o, işte…”

hani- oruç aruoba

bana, sana, bize…

Bitti Rüya…

“sustu. konuşmak gereksizdi. bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. biliyordu; anlamazlardı.”

Vuslata Kalsın

i
heyhat
yeniden
ıskaladın
vuslatı!

şimdi eyersiz atlar gibi özgür
ve lânetli bir keder gibi
uzak
yağmurda…
Read the rest of this entry »

Seninle Olmanın En Güzel Yanı

seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
‘’seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. ve buradayken bile seni çılgınca özlemek…

seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana… elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. elimde kır çiçeğiyle seni beklemek… aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak… okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
nereden bileceksin?
sen benimle hiç olmadın ki. olsaydın avuçlarım terlemezdi… isırmazdım dilimin ucunu… özlemezdim seni yanımdayken.kıskanmazdım.

korkmazdım yollarda yürümekten. islanmazdım yağmurlarda… yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.
korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize… ve her kulaçta haykırırdım seni..
ama sen hiç benimle olmadın ki…
ya aklın başka yerlerdeydi ya yüreğin…

Can Yücel

Muhteşem!

Daha güzel nasıl yazılırdı bilmem:

hiç bir şey için benimdir” deme
sadece de ki “yanımdadır”;
çünkü ne altın, ne toprak, ne sevgili,
ne hayat, ne ölüm,
ne huzur,
ne de keder
daima seninle kalmaz…

david herbert lawrence

Otobus Camı

“diger adi “hayal yastigi”dir. sehirlerarasi olsun sehirici olsun farketmez, en guzel hayallerin kuruldugu anda bakilan pencere, hatta yaslanilan yastiktir. sevdigine giderken akip giden tarlalardir bazen, bazen de trafigin rahat oldugu gece saatlerinde gunduzun intikamini alan sehirici otobus soforunun hizli seyrine sahit, oyle hizla gecisen aydinlatma direkleridir.

beyin “ani bulanmasi” yasar bazen, tumunu on bellege kusar, hepsi gelir meydane. altindan gecen her serit cizgisini hissedersin, sollamak serbest, uyumak yasak…

otobuslerin yeri hep ayridir cok binenlerde. ya kavusturur ya ayirir. kisitli ama guzel dakikalari ya baslatacaktir, ya bitirmistir. olmusu ve olacagi o camlara bakarken dusunursen bakislarindan alir hapseder icine mikalidir sikayet etmez…hayal yastigi…”
(scowl, 09.03.2008 23:36 ~ 22.10.2008 15:30)

Ekşisözlük’de şukela gezintisi yaparken rastladım. Ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi dedim senelerce o hayal yastığında yarı uyur, yarı uyanık vaizyette seyahat etmiş bir bünye olarak. Herkes nefret ederken, ben hep çok sevdim saatlerce bir başıma olmayı. Gecenin karanlığında belli belirsiz ışıklara bakarak hayal etmeyi, bazen hüzünlü müziklerle, henüz ağlamayı beceremediğim yaşlarda duygulanmayı, sabaha karşı varış noktasına göre değişen ruh halime göre yer yer neşeli, yer yer ayrılık şarkıları eşliğinde, midemde o tuhaf hissiyat, ağzımda o buruk tat, Mersin’in dayanması güç sıcağına inmeye hazırlanmalar, ya da İstanbul’un karlı, buz gibi (evet o zamanlar henüz küresel ısınma bu kadar etkisini göstermemişti, kar yağardı, buz tutardı ve tatil olurdu okullar) sabahlarına heyecanla koşmalar…

Hani anahtar kelimeler vardır, sanki beyin dediğimiz bilgisayarın içine adeta bir “ctrl+f” etkisi yaratan, klasörleri dizi dizi açan, bulan çıkaran kelimeler, işte otobus  camı belki de en çok arama sonucu döndüren anahtar kelime benim beynimde. Çünkü o otobus camından dışarı bakarken öyle çok şey görülmüş, öyle çok şey düşünülmüştür ki…
Yazmaya kıyamam hayallerimi, ama o hayal yastığına başımı her yasladığımda, daha dün gibi hatırlarım hepsini…

Demek Şimdi Gidiyorsun

demek simdi gidiyorsun
yazdigimiz siir boyle yarim kalacak
demek simdi gidiyorsun
kuslarimiz acikacak, saksilarimiz artik sulanmayacak
demek oykumuzu bir ruj lekesi gibi yapistirip aynanin sahtekar yuzune
oy benim yarali gonlum
demek simdi gidiyorsun
beni boyle toz gibi dagitip merdivenlerin dibine
hersey tamam diyorsun
git!
beni viran bir sehir gibi terket
hadi git!
disarisi ispiyon, disarisi ihanet, seni bir goren olmasin dikkat et
dostlukmus, olume yurumekmis, ustune titremekmis, vefaymis!
ask dedigin zavalli bir kapiyi duvara carpip cikincaya kadarmis!
bana koymaz deyip sancini bir kilo rakiya gomsende geceyarilari
oy benim yaralim, asil sanci uyandiginda butun odalari bos gorunceymis
gitmek istiyorsun git!
bir devrimci asla vedalasmaz
bakma git
disarisi dinamit, disarisi enkaz, sunu cebine koy ne olur ne olmaz
ihtilal magdurlariydik, kimsemiz yoktu
yaralarimiz aman vermiyordu canimiza
kimseye kiymamistik oysa, masumduk
rahatsiz ediyordu bizi bu yalanci tarih
yirtilan bir pankart gibi sehirlerin ortasina cig dusurduyse ofkemiz
oy benim yaralim
en az bir karincanin yuregi kadar namusluydu ellerimiz
artik bitti diyorsun git
kirilsin kapi cerceve, kirilsin bu cam
durma git, disarisi panik, disarisi izdiham
biliyorum seni vuracaklar bu aksam
ne cok fire verdik ust uste
ne cok arkadas yitirdik bu tozlu yolculukta
kimligi tespit edilmemis ne cok ceset vurdu zeytin guzeli aksamlarimiza
buyuk utopyalar ve buyuk daglar gibi icerden curumusuz megerse
oy benim yaralim
her gelen olum yazmis, her giden ayrilik islemis bu tozlu gergerimize
kendini ariyorsun git aptal bir hayat kur icinde beni barindirmayan
kalma git, disarisi barut, disarisi gardiyan
yine bir tek parca olurum sana
demek simdi gidiyorsun
demek sonunda bizi de cokertiyor bu kancik zelzele
demek simdi gidiyorsun
yikilan bir duvar gibi omrume devrile devrile
demek mecburi istikametlerin ayriligi gosteren o adaletsiz kavsaginda
oy benim yaralim

demek simdi gidiyorsun ve bana bir tek secenek kaliyor
gule gule
beni olduruyorsun git
kalmasin hicbir yerde kalmasin izin
durma git
kafami yumruklayip ardinsira aglarsam namerdim, serefsizim

Yusuf Hayaloğlu

Kalp Ağrısı

işte yine başbaşayız içimin acısı
yine birlikteyiz
ver elini
sus ve ne olur incitme beni

ey kalbimin ağrısı
ver elini
çıkalım seninle soluksuz kalmadan sessizce
bu karanlık ve uğultulu ormandan

içimin acısı, kalbimin ağrısı, aşkım
işte yine başbaşayız
ver elini
sus ve ne olur incitme beni
Cezmi Ersöz

Hemingway’in Bir Hikayesinden Çağrışımlarla

Kadın ve adam oturuyorlardı
Uzakta beyaz dağlar vardı
Gara girmek üzereyken Barselona-Madrid treni

Kadın üzgündü, üzgündü, üzgündü
Adam düşündü, düşündü, düşündü
Aşkımız bitmesin isterim dedi

Biralar içildi ve başka içkiler
Kadın ve adam kederliydiler
Ne birleşiyor, ne ayrılıyor elleri

Neden, neden sönüp gider bir aşk
Acının silinmez tortusunu bırakarak
Onulmazca inciterek yürekleri

Kadın daha gerçek bir acıyla yaralıydı belki de
Tasalı bir sevecenlikle baktı erkeğine
Gözyaşları içinde gülümsedi

Kadın ve adam oturuyorlardı
Aralarında bir masa vardı
Ve hüznün aşılmaz engelleri

Ataol BEHRAMOGLU

Giderken (Çukur)

Bilerek mi yanına
Almadın giderken
Başının yastıkta
Bıraktığı
Çukuru

Güveniyordum
Oysa ben sevgimize
Vapur iskelesi
Ya da tren istasyonundaki
Saatin doğruluğu kadar

Beni senin gibi
Bir de annem terketmişti
Ki göbeğimde durur
Onun yokluğundan
Bana kalan
Çukur…

Sunay Akın


Fatal error: Call to undefined function is_active_sidebar() in /home/.mister/maviyazar/maviyazar.com/wp-content/themes/cat_and_moon_cee010/sidebar-footer.php on line 17