Archive for the ‘21. yy Başları’ Category
Hapis Ruhum
Ruhum içimde en kuytu köşeye çekilmiş kan kaybediyor. Kimsenin haberi yok, nasıl olsun ki. Kan diye akıttığı belli belirsiz bir duman sadece. 21 gramlık ruhumun akıttığı kan ne kadar olabilir ki?
Ruhum düşünebiliyor beyni olmasa da ama bana söz geçiremiyor. Sinirlendiğinde vücudumun iç çeperlerine saldırıyor, parçalıyor, kanatıyor ancak o zaman duyurabiliyor sesini, olmayan sesini olmayan elleriyle parçaladığı iç çeperlerimle.
18.11.06/Şile
Zamanın Düzelen Eğrisi
Eğer şimdi oturduğum bu yerden kalkarsam geleceğimde yaşanacak olan her şey bir anda değişecek. Aslına bakarsanız yaşamakta tıpkı bir yazıyı yazmak gibidir. En başında tertemiz beyaz bir sayfa ama dikkatli yazmak gerek çünkü kaç kere yazıp, kaç kere sildiğin önemli. Yazdıklarınla yazının akışını belirlerken, her kelimenle o yazının geri kalanı için bin bir olasılık doğuruyorsun, yazdığın ve sildiğin her kelime ile. Dönüp baktığında sildiğin her sözcükle sen yine en baştan başlıyormuşsun gibi görünse de, silinen sözcüklerin izlerini gözünden kaçırıyorsun aslına bakarsan. Yazılmamış sanıyorsun ama aslında onlar hala etkiliyor aklından geçenleri, izleri devam ediyor senin üzerinde. Hayat gibi, unutmaya çabaladığın hataların gibi, acıların gibi… Yani zamana yenilen onca insanı düşününce, omuzlarından tutup sarsmak gelmiyor mu içinden? Senin en büyük kudretin zaten zamanı kontrol edebilecek oluşundan onu yönlendiriyor oluşundan geliyor diye yüzüne haykırmak gelmiyor mu? Zaman dilimi diye bir şey yok, görmüyor musun zaman şimdiden başkası değil!
15.12.06/Şile